top of page

Siz birisi için siyahlaşırken, o sizin için beyazlaşır mı?

  • Yazarın fotoğrafı: Neslihan
    Neslihan
  • 29 Oca 2018
  • 4 dakikada okunur


Bazen beyazken siyah olabilen, siyahken beyaz olabilen bir şeydir aşk. En kıymetli nesnelerden ve en değişenlerinden. Bir insanın siyah bir hayatı varken; bembeyaz hayatı olan birine aşık olur mu? Olabilir mi? Peki, bembeyaz, neşe dolu, sevgi dolu hayatı olan biri; simsiyah, ışıksız biri için, siyahlaşır mı?

Aslı ve Ferhat duruşları, konuşmaları, bakışları, yan yana duruşları Yin ve Yang gibi değil mi sizce de? Yin yani Ferhat alçalan, negatif olan yani siyahı temsil eden, Asli ise Yang olan, yükselen, pozitifliği temsil eden? Tıpkı beyaz bir renk gibi. Peki Biri o kadar siyahken diğeri bembeyaz nasıl gözükebilir ki? Birbirlerine o kadar uyumsuzken nasıl olurda, tutkulu olunabiliyordu? İkisi birbirine bu kadar zıt olabilirler ama ikisi de içerlerinde bir diğerini taşır, biri alçaldığı zaman diğerini yükseltir..

Ferhat'ın karanlık bir hayatı olabilirdi ama Aslı’nın ona bir şeyler hissetmesine engel değil di, çünkü Siyah her ne olursa olsun Beyaz ile bir bütün olabilirlerdi. Ferhat'ın içinde biraz Beyazlık olmasaydı siyah olamazdı ki, onun siyahlığı, sevdiklerini kaybetmek korkusundan geliyordu belki de , hani Aslı “ Sen duygusuzsun, sana yaklaşan herkes cayır cayır yanıyor.” Demişti ya hani işte Ferhat kardeşlerine bu yüzden uzak durmuyor mu sizce de? Onların başlarına bir şey gelmesin diye. Ferhat böyle birisi, Aslı hâla anlamış değil ama, sevdikleri için her şeyi yapar, yıkıp döker...

Peki Aslı, hayattaki tek amacı insanların hayatını kurtarmakken, en azından Hipokrat yemini bunu gerektiriyordu, zorla evlendiği adamın hayatını kurtarmak için, tanımadığı bir insanın kafasına kürekle vurmak, siyah hayatın mı Hipokrat yeminiydi? Kendine yediremiyor, sakin sessiz sedasız, polis abisiyle bir hayat sürdürmüşken, neyin nesiydi? Kendine öfkeliydi. Hatırlayın, kendi kalbinin sesini stetoskopla dinleyen bir doktordan bahsediyoruz. İnanmak istemiyordu, o yüzden dinlemedi mi kalbinin sesini? Aslı kendini naif biri sanıyordu, beyaz sanıyordu ama onun içinde de biraz siyah saklı olmasaydı, gidip Ferhat’ın nasıl bir insan olduğunu bile bile abisini, arkadaşını korumak için evlenir miydi?

Ferhatın hayatı bir bataklık olabilirdi, ama Aslı, Ferhat'ı kaybetmekte istemiyordu, o bataklığa göz göre göre giriyordu. İlk zamanlar her fırsatta, kaçmaya çalışırdı peki ya şimdi? Fırsatı varken, kaçmadı, istesede kaçamaz çünkü her ne olursa olsun beyazın siyaha ihtiyacı var, siyahın da beyaza olduğu gibi. Ferhat vurulurken, Aslı arkasına bakmadan kaçabilirdi, onun yerine koştu bütün gücüyle koşup yardım bulmaya gitti. Onunla kalmayıp, Ferhat’ın zorlu ameliyatına bizzat kendisi girdi. İyileştirdi, bir cocuğa bakarmışçasına Ferhat’a baktı, yeniden yürümeyi öğretti. Denedi, denemedi mi? savcıya herşeyi anlatmaya gitti ama nafile, yapamadı. Ferhat’ı ihbar etmeye gücü yoktu, bunun Hipokrat yeminiyle hiç bir alakası yoktu, bu sadece Aslı'nın Ferhata öfke harici sevgi duygularının da doğduğunun işaretiydi.

Aslı, Ferhat için siyahlaşmaya göze almış onun için her şeyi yapabilecek kapasitede. Çok akıllı her şeyi çabuk anlayan bir insandı. Ferhat'ta yavaş yavaş yumuşamaya başlamıştı. Aslı sayesinde kardeşi Gülsüm uyurken az daha saçlarını okşayacaktı ama üstünü örtmekle yetindi. Aslıdan önce böyle birşey olabilir miydi?

Aslı Ferhat için siyahlaşmışken, Ferhat Aslı için beyazlaşıyordu buda Hipokrat yemininden falan değil, sadece en derinlerinde saklamak istedikleri güzel mi güzel aşk duygusuydu. Size bahsettiğim o aşk duygusu varya, benim kurgum hayal gücüm falan değildi, tam da gerçek olan, var olan hisslerdi. İkiside birbirine tutkuyla aşıktı ama hiç biri bunu itiraf edemiyordu.

İstedikleri kadar birbirlerinden uzak dursalarda onların yeni yeşeren sevgilerinde buluşuyorlardı. Ferhat Aslı’ya korkuları yüzünden yaklaşamıyordu, “Sana yaklaşan herkes cayır cayır yanıyor” demişti ya. Aslı, işte o gün Ferhat’ın yüzüne büyük bir tokat gibi vurmuştu. Ferhat göstermesede Aslı’yı kaybetmekten çok korkuyordu, Aslı ona iyi geliyordu bunun farkındaydı ama kendisine yediremiyordu.

“Bir gün birini sevmeye kalkarsan sevme olur mu? Çünkü sen muhtemelen severken de öldürürsün” sözleri, her Aslı’ya baktığında, Ferhat’ın aklına geliyordu. Aslı, Ferhat hakkında bunları düşünürken, Ferhat birazcık istesede nasıl o kapkaranlık hayatından çıksın? Tam bir çıkmaza girdik diyorduk ki, Ferhatın kardeşi, savcı Yiğit hızır gibi yetişti. Ferhat’ın geçmişini Aslı’ya anlatarak hikayeye yeni bir sayfa açma imkanı vermişti. Aslı artık Ferhat’ın bu bataklığının nereden kaynaklandığını biliyordu, artık ona çaresiz, küçükken dayısına hapsolmuş bir adam olduğunu görüyordu. Aslı için o an herşey değişmişti, Ferhat ile artık yeni bir yol kat etmeye hazırdı. Ferhat, “Güzel ve Çirkin’in” hikayesinden sonra anlamıştı, Güzel Aslıydı, Çirkin ise Kendisiydi.

Ferhat’ın kalbinin içine girmek istiyorum bazen, çok güzel bir kalbi var, çok güzel sevebileceğine inanıyorum ben. Bir insan ailesini bu kadar koruyorsa, öfkesinden değil sevgisindendir. Ama küçüklüğünde yaşadığı olaylar onu bir nevi travmatik bir çocuğa dönüştürmüş. Aslında aptal değil bunu anlayabiliyordu Aslı, bu yüzdende Ferhatı ailesine yakınlaştırmak istiyordu, bizim gibi o da biliyordu. Ferhat sevgisini göstermese de Gülsümü, Annesini, Kardeşi Yiğiti, hatta yengesi Sunayı bile çok seviyordu. Hele Özgürü, elinden gelse onu kral ilan ederdi, Ferhat çocukları seven biri. Aslı başarmıştı, hükümet kadın gibi karanlık Ferhatın önüne dikilip “ben arkandayım” demesi, Ferhat için çok büyük bir adıma yol açmıştı. Ferhat'ın gün geçtikçe Aslı'ya hayranlığı büyüyordu. Onu korumak için gitmesine izin bile verdi ama Aslı yapamadı, aşık olduğu adamdan uzak duramadı. Başı belaya girdi, başına silah dayatıldı tek düşündüğü Ferhat'ın gelip onu kurtarmasıydı. Geldi ve ona sarıldığı o an hepimiz anladık, Aslı gerçekten Ferhat’a aşık olmuştu.

Tanıyorsunuzdur belki, Poyraz Karayel dizisinde Poyraz Ayşegül'e ne demişti? “Nefret aşkın kayıncosudur”, doğru değil mi sizcede? Sevmediğin bir insana nefret duygusunu besleyebilir mi insan? Sonunda Aslı ve Ferhat aralarındaki engelleri, hatta betondan örülü duvarı, Ferhat'ın bir jestiyle yerle bir etmişti. Aslı’yı öptü, bunu her ikiside istiyordu, ama tekrar bir çıkmaz yola girmek istemiyordu. Aslı “Sana dedim ki bir daha sevmediğin bir kadını öpme, yapmayacaksın bir daha” Ferhatın Aslı'yı sevdiğini, o sözden sonra öperken ispatlamıştı. Aslı artık tam anlamıyla bütün varlığıyla Ferhat’a aitti.

Bazı aşklar vardır, birbirine “seni seviyorum” diyerek ilerler, bazılarıysa Aslı ve Ferhat gibi, ağır adımlarla ilerler. İkiside diğerinin onu sevdiğini biliyor ama söyleyemiyor, neden peki? Korkular, insana yapmak istemediği şeyler yaptırır, herşey sevdiklerini korumak içinse, korkmaya değmez mi?




Yorumlar


Yazar olmak istiyorsanız, yazın - Horatius

  • Twitter Social Icon
  • Instagram Social Icon
bottom of page