Etraf karanlıksa, kendi ışığını yak.
- Neslihan

- 19 Oca 2018
- 2 dakikada okunur
Işıksız yerde durma, kendi ışığını kendin yakmaktan korkma. Hayat sana güzel ışıklar sunucaktır, hiç karamsar olma.

Yürüyorum, bir düz sokağın, soğuk zemininde. Kapkaranlık, ıssız bir sokakta, ucu bile görünmüyor tıpkı benim özgürlüğüm gibi, up uzakta. Yürümeye gayret ediyorum, biliyorum yolun ucunda güzel bir ışık, güzel insanlar beni bekliyor. Ben o sokakta yürürken, içimde bir korku büyümeye başlıyordu. Karanlık daha da derinleşiyordu, birden yolun ucunda o ışığı gördüm, vücudum heyecandan karıncalandı, yüzüm aydınlandı, koşmaya başladım sonunda o ışığa varıcaktım, özgürlüğüme kavuşacaktım. Hızlanmıştım, ağaçlar evler tek tek geçiyordu hepsi arkamdaydı artık. Işığın ucunda bir el bana uzandı, ben daha hızlı koşmaya başladım bende elimi uzatım, koştum yaklaşıyordum. Tam elim, ışıktaki yabancı ele değecekti ki, tam özgürlüğüme bir adım kalmıştı ki, gözlerimi açtım, ve perdelerimin aralığın ortasından sızan güneş ışığı yüzümü aydınlatıyordu. Bir kış sabahıydı, kış güneşi daha alçaktır, daha göz kamaştırır.. Yatağın kenarına oturdum, şükrediyorum, yeni bir güne başladığım için, tek derdim sevgilimle kavgalarım, tek kıskançlığım arkadaşlarımı paylaşamadığım için. Babam bana hep söyler “kızım allah sana asla üstünden gelemeyeceğin acı vermez” çok doğru bir söz olduğunu düşünerek, bu güne aydınlık yüzüyle bakıyorum. Asla kafamı küçük şeylerle yormuyorum “daha gençsin kızım, şimdi dertlenirsen, evlenince ay sonunu zor getirdiğinde ne yapacaksın?” bu da doğru bir söz. Yine monoton bir gün, işe git, eve gel, duş al, yemek ye, yatağa gir, sevgiliyle, arkadaşlarla konuş, sonra uyu. Günler artık kısacıktı, kıştı çünkü, güneş erken batıp, geç kalkıyordu, bu hayat onuda yormuştu. Artık değişik bir şeyler yapmaya zevkim kalmamıştı. Düşüncelerimle derin bir uykuya daldım. Yine yürüyorum bir ıssız sokakta, ışıksız hiç kimsesiz. Korkuyorum ama merak ettiğim içinde adımlarımı hızlandırıyorum. Yine yolun sonunda bir ışık ve bana uzanan bir el, ben ona yaklaştığımı düşünürken o benden uzaklaşıyormuş gibi yürüdükçe kavuşamıyorduk. Tam elimi uzatıyorum, parmak uçlarımız tam değecek ki, yine uyanıyorum. Bu sefer alarm beni uyandırdı. Perdelerimi açtım, dışarısı karanlık, yağmurun ince damlaları camımda yuva buluyordu. Damlalar süzülüyordu. Penceremin kenarına oturdum bacaklarımı kendime doğru çekip elerimle kavradım. Üç dört gündür aynı rüyayı görüyordum. Neyi çağırıştırıyordu?
Hangi felaket tellini dürtmüştüm yine? Ne olucaktı? Belkide akışına bırakmam lazımdı, babamın o sözü yine aklıma geldi “allah sana baş edemeyeceğin acı vermez kızım” gülümsedim, korkmuyordum! Ne olursa olsun, onunda üstesinden gelirdim. Eminim. Hayat yaşamaya değer, bunlarla kafa yorarak, iyi değerlendirebileceğim zamanımı korkarak geçirmek istemiyorum. Bu hayatı, dolu dolu yaşamaya karar verdim. Peki ya sız?



Umut umut diye alev alev yanan bir meşale zincirindeki bir insan daha.Yüreğindeki inançtan tebrik ediyorum seni <3
O kalem elinden hiç düşmesin Ness...Yüreğine sağlık.
Yazan eline, düşünen aklına bin sağlık Ness. Hep yaz sen. Hep rumuhumuza dokun...
Yüreğine sağlık Ness ♡